Ana Baba Hakkı

CUMA HUTBESİ

Muhterem Kardeşlerim!  

Çağımızda bireyselcilik, insan ilişkilerini zedeleyen bir karakter özelliği hâline gelmiş bulunmaktadır. Menfi anlamda, kendi menfaatinin öncelenmesi anlamını içeren bireyselcilik, insanları bencil kılmaktadır. Fedakârlık ve vefa duygusunu zayıflatmaktadır. Bu durumdan ise en büyük zararı, toplumun çekirdeği olan aile kurumu görmektedir. Aile bağlarının zayıfladığı ve insanların yalnızlığa mahkûm olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Yalnızlıktan kaynaklı melankoli ve depresyon, kitlesel bir hastalığa dönüşmüş durumdadır. Bunun üstesinden gelmenin yolu ise aile kurumuna gereken ehemmiyeti vermek ve ailenin direği olan anne ile babanın hakkını gözetmekten geçmektedir.

Değerli Müminler!

İslam ahlakının en belirgin vasıflarından birisi, anne baba hakkının kutsiyetidir. Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: İnsana da anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: ‘Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.’”[1] Bizlerin varlık vesilesi olan anne ve babamıza karşı iyi davranmak, dinimizin en önemli emirlerindendir. Bunun aksine, onlara kötü davranmak ise büyük günah olarak kabul edilmiştir. Resûlullah (s.a.v.) ashabına “Size büyük günahların en büyüğünü söyleyeyim mi?” diye üç kez sormuş, bunun üzerine sahâbîler “Evet, ey Allah’ın Resulü.” diye cevap vermişlerdir. Sonra Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Allah’a ortak koşmak, anne babaya isyan etmek ve eziyet etmektir.”[2]

Aziz Müslümanlar!

Merhametlilerin en merhametlisi olan Yüce Rabbimiz, ebeveynlerimize iyilikte bulunmayı şüpheye yer bırakmayacak şekilde emretmiştir. Rehberimiz olan Kur’ân-ı Azîmüşşan’da “Rabbin, yalnız kendisine ibadet etmenizi ve ana babaya iyilikte bulunmayı emretmiştir. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı ‘öf’ bile deme, onları azarlama. İkisine de hep tatlı söz söyle. Onlara rahmet ve tevazu kanatlarını ger ve ‘Rabbim! Onlar beni küçükken (merhametle) yetiştirdikleri gibi Sen de onlara merhamet eyle!’ de!” diye buyurulmaktadır.[3] Ebedî önderimiz olan Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de “Allah Teâlâ’nın rızası, anne ve babayı hoşnut ederek kazanılır. Allah Teâlâ’nın gazabı da anne ve babayı öfkelendirmek suretiyle celbedilir.” diyerek meseleye dikkat çekmiştir.[4]

Kıymetli Cemaat!

Özellikle anne ve babamızın yaşlılık dönemlerinde daha hassas olmalıyız. Onları kırmak ve incitmekten çekinmeliyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun!”[5] diyerek, onlara yapacağımız iyiliklerin karşılığında cennete nail olacağımızı, kötülüklerin ise cezasız kalmayacağı uyarısını yapmıştır. Kardeşlerim! Onlara sırt dönmeyelim. Her daim gönüllerini alalım. Pandemi zamanında belki gerektiği gibi ziyaret edemedik, şimdi ihmal etmeyelim. İzin ve tatillerimizde anne baba ve büyüklerimizi ziyaret edelim. Onlara vefasızlık yapmayalım.

Hak Teâlâ bizleri anne ve babasına iyiliklerde bulunan ve bu vesileyle Allah’ın rızasını kazanan kullarından eylesin. Amin!

[1] Lokmân suresi 31:14

[2] Buhârî, Edeb, 6

[3] İsrâ suresi, 17:23-24

[4] Tirmizî, Birr, 3/1899

[5] Müslim, Birr, 9, 10

Hutbe-Türkçe

Hutbe-Arapça

Arapça-Sesli Hutbe

Hutbe-Hollandaca

Hutbe-İsveççe

Hutbe-Norveççe

Hutbe-Danca