Toplumsal Dayanışmanın Adresi Camiler

CUMA HUTBESİ

Aziz Kardeşlerim!

Allah’ın yarattığı en şerefli mahluk olan insan, tek başına yaşamını sürdürme imkânına sahip değildir. Fıtratı icabı, sosyal bir varlıktır. Varlığının sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi toplumsal ilişkiler içerisinde olmasıyla mümkündür. Aile hayatından başlayarak, hayatın tüm sahalarında toplumsal ilişkiler ağının bir parçası konumundadır. Dinî ve manevi hayat konusunda da durum bundan farklı değildir. Özellikle dinimiz İslam, ortaya koyduğu ilke ve değerlerle sosyal hayatımızı da şekillendirmektedir. Bunların en önemlilerinden birisi de şüphesiz ki sosyal dayanışmadır. Sahabeden Berâ b. Âzib (r.a.) şöyle demiştir: “Peygamber (s.a.v.) bize şu yedi şeyi emretti: hastayı ziyaret etmek, cenazeyi (kabre kadar) takip etmek, aksırana Allah’tan rahmet dilemek, zayıfa yardım etmek, mazluma yardım etmek, selamı yaymak ve yemin edenin yeminini tasdik etmek.”[1] Bu emredilen yedi şeyin de toplumsal ilişkilerimizi tanzimle ilgili oldukları ortadadır.

Değerli Müminler!

Rabbimiz bizleri birbirimize muhtaç olarak yaratmıştır. İnsanın yalnız kalması, ruhi rahatsızlıklara davetiye çıkarmaktadır. Modern psikolojide, melankoli ve depresyonun en asli sebeplerinden birinin yalnızlık olduğu belirtilmektedir. Elbette yalnız kalmamak için gelişigüzel ve sıradan yakınlıklar peşinde olmak yanlıştır. Her birimizin karakter ve ahlakı, ilişki içerisinde olduğumuz beş insanın ortalamasını yansıtacaktır. O sebeple, sosyal ilişki ve dayanışma ihtiyacımızı nereden giderdiğimiz sorusu büyük bir önem arz etmektedir.

Şuurlu bir Müslüman’ın toplumsal ilişki ve dayanışma ağının merkezinde camiler yer almalıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu kutsal mekânlarla ilgili; “Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.”[2] diye buyurulmaktadır.

Kıymetli Cemaat!

Camiler sadece Allah’ın adının anıldığı ve beş vakit namazın eda edildiği mekânlar değildir. Camilerimiz Müslüman kimliğin oluştuğu ve korunduğu yerlerdir. Müslümanlar arası yardımlaşmanın ve dertleşmenin gerçekleştiği mekânlardır. Müminlerin birbirlerinin derdine deva olmaya çalıştığı ve İslam kardeşliğinin yaşandığı bir ortamdır. 7’den 70’e herkes için dinî ve kültürel eğitim faaliyetlerinin gerçekleştiği, aynı zamanda öğretim kurumlarıdır. Yeryüzündeki mazlum ve mağdurlara yönelik yardımların organize edildiği muhitlerdir. O sebeple, İslam ümmeti için camiler, ibadet mekânları olmanın çok ötesinde, dinî ve sosyal hayatın merkezleri konumundadır.

Muhterem Müslümanlar!

Buluşma yerlerimizi camiler olarak belirlemeli, dostlarımızla burada hemhâl olmalıyız. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Mescitlere devam etmeyi alışkanlık hâline getiren bir adamı gördüğünüz zaman, onun gerçek mümin olduğuna şahitlik ediniz.”[3] diye buyurarak, meselenin ehemmiyetine dikkat çekmiştir. Camilerin müdavimleri olmalı, en güvenli limanın camiler olduğunu unutmamalıyız. Ayrıca hem camileri imar etmeli hem de neslimizi burada ihya etmeliyiz. Rabbimiz, Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan korkup çekinen kimseler imar edebilirler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”[4] diye buyurmaktadır.
Mevla bizleri, camilerine sahip çıkan ve kardeşlerimizle İslami dayanışmayı gerçekleştiren müminlerden eylesin. Amin!

[1] Buhârî, İsti’zân, 8

[2] Cin suresi, 72:18

[3] İbn Mâce, Mesâcid, 19

[4] Tevbe suresi, 9:18

Hutbe-Türkçe

Hutbe-Arapça

Arapça-Sesli Hutbe

Hutbe-Hollandaca

Hutbe-Norveççe

Hutbe-İsveççe

Hutbe-Danca